Türkiye dışında yaşayan Türklerle ilgili herşey!


ABD için utanç verici öneri ve çok önemli üç gelişme!

Yazı kategorisi: AB, ABD yazan: dtcf Ekim 27, 2008

ABD için utanç verici öneri ve çok önemli üç gelişme!

İbrahim Karagül

 

ABD için ‘uluslararası kayyum mekanizması kurulması’ ne demek? ‘Stratejik yatırımlarımızın başkasının eline geçmesine izin vermeyiz’ ne demek? ‘2009 ABD için hiper enflasyon dönemi olacak’ ne demek?

 

Ne oldu ekonomik globalleşmeye? Hani ‘yerli sermaye’ ‘yabancı sermaye’ ayırımı yoktu! Hani milli değer, zenginlik anlayışı tarihte kalmıştı? Hani İzmir’deki şirketi bir Erzurumlu’nun almasıyla bir Amerikalı’nın alması arasında hiçbir fark yoktu? Hani özelleştirmelerde sınırsız satış dönemiydi? Hani ’stratejik yatırım’ diye bir kavram yoktu? Hani neoliberalizm bütün insanlığın ulaştığı en yüce idealdi! Hani ekonomide ‘ulusal güvenlik’ diye bir şey söz konusu olamazdı!

 

Bunları neden yazıyorum? Son derece çarpıcı bir gelişmeyi haber vereceğim de ondan! Amerika’da, Avrupa’da hiç görmeyeceğimizi düşündüğümüz, bizim onlardan bile küresel bir bakış açısıyla sarıldığımız bir anlayışın nasıl çöktüğüne işaret eden bir gelişmeyi! Bir zihinsel dönüşümü!

Para sistemi çöküyor. Bu çöküşü hiçbir siyasi irade, ekonomik otorite de engelleyemiyor. Her gün ABD ve Avrupa’dan dehşet verici haberler geliyor. Dünya sancılı bir değişim geçiriyor ve bunun nerelere uzanabileceğini kimse öngöremiyor.

 

ABD ve Avrupa’nın geliştirdiği tek seçenek trilyonları bulan paraları çöken sektörlere aktarmak. Bu, şu ana kadar ortak bir tavır olarak öne çıktı. Ama başka şeyler de yapılıyor. Yapılıyor ve dünyaya dayatılan ekonomik sistemin tam tersi uygulamalara girişiliyor. Üstelik bu ‘ilkel’ yöntemlere Batı Avrupa ülkeleri yöneliyor, üçüncü dünya ülkeleri değil. Olay şu:

 

Fransa Cumrurbaşkanı Nicolas Sarkozy, ‘Her ülke stratejik kurumlarını korusun. Milli varlıklarının çöküşünü engellesin! Hiçbir şekilde bu kuruluşların yabancıların kontrolüne girmesine izin vermesin’ çağrısı yapıyor Avrupa Birliği ülkelerine.

 

Ne yapılacakmış? Avrupa’nın büyük sanayi kuruluşlarının çöküşü engellenecekmiş! Bu ‘milli kuruluşlar’ ayakta tutulacakmış! Bu stratejik kuruluşların başka ülkelerin, milletlerin, sermaye sahiplerinin eline geçmesi engellenecekmiş! Bu yüzden, otomotiv sektöründeki üç şirketi desteklemek için 25 milyar dolar ayrılacakmış!

 

Avrupa Birliği’nin krize karşı ortak stratejisinin dışında ülkeler kendilerini büyük çöküşten kurtarmak için kendi başlarına bu yönde hazırlıklar yapıyor. Sarkozy, ‘bu sektörler asla Avrupalı olmayanların eline geçmemeli’ diye bitiriyor çağrısını…

 

Krizin her bir Amerikalıya faturası şu an için 17 bin dolara yükseldi. ILO Direktörü Juan Samavia, krizin 20 milyon kişiyi işinden edeceğini söylüyor ve ekliyor: ‘ülkeler, devletler sosyal krizleri önlemek için bir koordinasyon kurmalı.’

 

Siyasi olarak meşhur ‘Bush Doktrin’ tamamen çöktü! Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi tamamen çöktü. ‘Önleyici savaş’ doktrini yerini ‘düzenleyici savaş’ doktrinine terk ediyor. Tek kutuplu siyasi düzen arayışı çöktü. Tek kutuplu ekonomik sistem hızla çöküyor. Anglo-Amerikan emperyal rüyası kabusa döndü.

 

Müthiş bir kibir ve açgözlülükle yerkürenin bütün zenginliklerini talan edenler, milletleri aşağılayanlar, ezenler, kendilerini yeryüzü tanrısı gibi görenlerin çaresizliğini izliyoruz. ‘Amerika sonrası dünya’ hazırlıkları yapılıyor artık.

 

Şimdiye kadar 2.7 trilyon dolar hazine bonosu satan ülkenin hisseleri kağıt parçasına dönüyor. ‘Güçlü dolar’ kampanyasıyla bütün ülkelerde dolar çılgınlığı yaşatan ülkenin 2009′da yüksek enflasyonla hatta hiper enflasyonla boğuşacağı öngörülüyor. Borçları kontrolden çıkmış şekilde şişiyor. Bir haftada 2 trilyon dolar ABD piyasasından kaçtığı söyleniyor. ABD ekonomisi için adeta veyaset denetimi isteniyor.

 

Ekonominin hızla çöküyor oluşunun önlem almayı imkansız hale getirdiği konuşuluyor. ABD dolarının artık kontrol edilebilir kur olmayacağı vurgulanıyor. Ekonominin her geçen gün daha derine battığı, dünyanın dolarla dolu olduğu, kimsenin bu para ile ne yapacağını bilmediği, bu gidişle büyük bir patlama yaşanabileceği belirtiliyor.

 

Bunlardan en önemlisi; ABD ekonomisi için uluslararası kayyum mekanizmasının kurulması gerektiğine ancak bu formülün krizin küresel etkilerini geçici de olsa durdurabileceğine dikkat çekiliyor.

 

Yukarıdaki cümlelerin her biri son derece önemle. Her biri uzun uzun tartışılacak konular. Her biri bütün dünyayı ilgilendiriyor. Ama bugünkü konumuzda üç maddeyi özellikle öne çıkarıyorum:

1- Ekonomide milli değer sistemine dönülüyor. Stratejik yatırımların el değiştirmesi önlenecek ve bu ‘ulusal güvenlik’ konusu olacak. Bu kuruluşların ayakta kalması için devletler seferber olacak. Bugünkü ekonomik anlayışın tersine dönmesi anlamına gelen bir şey bu.

2- ABD için 2009′da hiper enflasyon beklentisi var. Büyük bir çöküşten söz ediliyor.

3- ABD ekonomisinin yönetilmesi, dünyaya daha fazla zarar vermesinin önüne geçilmesi için ‘uluslararası kayyum mekanizması kurulması’ isteniyor.

‘Uluslararası kayyum mekanizması…’ Amerika için utanç verici bir sonuç! ‘Dünyayı yönetenlerin kendilerini bile yönetemediği’ böylece ilan edilmiş oluyor!

 

Kaynak: http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=13455&y=IbrahimKaragul

 

Bir Yanıt 'ABD için utanç verici öneri ve çok önemli üç gelişme!'

Yorumlara abone ol: RSS veya Geri İzleme 'ABD için utanç verici öneri ve çok önemli üç gelişme!'.

  1. dtcf demiş,

    İbrahim Karagül
    ibrahimkaragul@gmail.com
    07 Ekim 2008 Salı
    ‘Büyük çöküş’e bir adım kaldı!
    Önümüzdeki bir ya da iki hafta içinde ABD’de bankaların kapılarına kilit vurabileceğini, hesaplara girişi önleyebileceğini, hesapların boşaltılmasının bu şekilde önüne geçmeye çalışabileceğini söylesek abartmış mı oluruz?

    Ya da Temmuz ayının bankacılık sistemi için bu kadar ürkütücü tehlikeler içerdiğini, ay sonuna kadar ABD ve Avrupa’da, öngörülemeyen sürprizlerin yaşanabileceğini söylesek… Krizin kıtalar arası dalgalar halinde yayıldığı bugünlerde bile öngörülemeyen bir durum bu. ABD’nin en büyük bankası ile şubeleri arasında bu bilgiler dolaşıyor.

    “O an geldiğinde, kontrol kaybedildiğinde kapıya kilit vurmaya hazır olun! Hesaplara girişi durdurun! Para çekilmesinin önüne geçin!” Söylenen bu!

    Üstelik sadece o bankanın kendi özel tasarrufu da değil. Merkez’den bu bankalara iletilen gizli bir not olduğu iddia ediliyor. Öyleyse bütün bankalara gönderilmiş de olabilir.

    Ne demiştik bir hafta önce?

    İnsanlar paniğe kapılıp paralarını çekmek için bankalara hücum eder ve hesaplarını boşaltmaya başlar. Çünkü kriz yolsuzluğa dönüşmüştür. Bu hafta verilen devlet güvenceleri yeterli olabilir mi? Bankaların krizi hazine krizine dönüşebilir.

    İnsanlar bankalara hücum ederse bankalar hesapları dondurur. Bankacılıkla ilgili aslında kimsenin hatırlamadığı o olağanüstü yasalar devreye girebilir.

    Hesapları dondurulanlar deliye döner. Yer yer gösteriler başlar. Bir çeşit ayaklanma çıkar.

    Sıkıyönetim yasaları devreye girer. Şimdi kimse bu konudaki değişiklikleri, hazırlıkları da hatırlamayacaktır. Ama bir kaç yıldır o hazırlıklar neredeyse günü gününe bu köşede tartışılmış, sorgulanmıştır. İzleyenler bilecektir.

    Olağanüstü şartlar ortaya çıkar, sıkıyönetim yasaları devreye girerse kimse hesabından belli miktarın üstünde para çekemeyecektir.

    Pazartesi günü ABD tarihinde ilk kez ordunun iç güvenlik için harekete geçirildiğini duyurmuştum. Bu görevlendirme 1 Ekim’de başladı.

    Sıkıyönetim ve olağanüstü hal durumu krizin artık başka bir hal aldığı anlamına gelecek, ekonomik kriz tamamen sistem krizine dönüşecektir.
    Böyle söylemiştik… Ardından gösteriler ve kontrolsüz hareketler için önceden hazırlanan yasalar gereği tatbikatların başladığını belirtmiştik. Bu hafta aynı hazırlıkların İngiltere’de de başladığını öğrendik.

    Amerika’yı artık Sosyalist devlet olarak tanımlayan ve bugünlerde oldukça popüler olan ekonomi profesörü Nouriel Roubini, olayın finans krizi değil tamamen sistem krizi olduğunda ısrar ediyor. Ona göre daha en kötüyü görmedik. Bugünler kabus ama sistemin temelden çökme riski çok yüksek. Asıl korkulması gereken de bu.

    Tam 12 aşamalı kriz analizi yapıyor. Bu aşamalar büyük oranda gerçekleşmiş. Şuan dokuzuncu ya da onuncu aşamadayız. Emlak balonunun patlamasını birinci aşama, kredi krizini ikinci aşama, diğer kredilerdeki krizlerin üçüncü aşama olarak gösteren Roubini, dokuzuncu aşamayı bankacılık sisteminin çöküşü olarak gösteriyor. Ona göre bu 12 aşamanın sonu “Finansal felaket” olacak.

    850 milyar dolarlık paketin bile işe yaramayacağını, dolayısıyla Avrupa’daki kurtarma paketlerinin de akıbetlerinin aynı olduğunu, “ticari sistem”in çöküşün eşiğinde olduğunu söylüyor. Yani önümüzde tam anlamıyla bir ekonomik felaket beklentisi hakim.

    Şimdi;

    ABD’deki borsa verileri, Türkiye’deki döviz borsa hareketleri, Rusya’nın borsayı kapatması, Asya’daki hareketlilik gibi güncel veriler olayın vahametini anlatmakta yetersiz kalıyor. Biz, ısrarla olayın ekonomik sistemi çökertecek nitelikte olduğunu, bunun siyasi sorunlara yol açacağını, hatta toplumsal krizlere, yeryüzünün bir çok bölgesinde kaynak savaşlarına yol açacağını vurguluyoruz.

    Daha şimdiden Avrupa Birliği, mali açıdan neredeyse dağıldı. Bugüne kadar siyasi bir cüce, askeri olarak bir hiç olan, sadece ekonomik güç kullanabilen AB, krizde ilk olarak birlik düşüncesini feda etti, “herkes başının çaresine baksın” demeyi tercih etti.

    Olağanüstü günler geliyor. Ardından olağanüstü önlemler gelecek. ABD Merkez Bankası Başkanı’nın bile yarın sabahı göremediği bir belirsizlikler dönemi yaşıyoruz. Genel kanaate göre büyük çöküşe bir adım kaldı. Hepimizi şok eden kötü sürprizlere uyanabiliriz. Çünkü bugüne kadar yaşadıklarımız daha öncü depremler…


Yorum Yapın